Turk Bayrağı

4. ÇEKİRDEK (NUKLEUS)

22/5/2008 -Kategori: sitoloji

4. ÇEKİRDEK (NUKLEUS) VE

ÇEKİRDEKÇİK (NUKLEOLUS)

Çekirdek hücre içi tüm biyokimyasal olayları ve hücre bölünmesini yöneten merkezdir. Çekirdek

katılımla ilgili tüm materyallerin bulunduğu organeldir. Hücre için kesinlikle gereklidir.

Canlı hücrede çekirdek, parlak bir kesecik olarak ayırt edilir.

Hemotoksilin-Eozin gibi asit ve baz boya karışımları ile dokular boyandığında çekirdek mavi

mor renkte görünür. Bütün baz boyalarla çok iyi boyanırlar.

Çekirdeğin şekli genellikle hücre şekli ile uyumludur. Hücrede çoğunlukla orta (sentrik) yerleşimli

olup bir tanedir. Ancak karaciğer hücreleri, testisin erkeklik hormonu (=testesteron) salgılayan

leydig hücreleri gibi hücrelerde çok çekirdek olabilir. Çok çekirdekli hücrelere polikaryosit

denir.

Elektron mikroskobu ile dinlenme durumundaki (interfaz) bir hücrenin çekirdeğinde; çekirdek

zarı (karyoteka), çekirdek sıvısı (=karyoplazma), çekirdekçik (=nukleolus) ve kromatin ağı bulunur.

Çekirdek zarı, hücre zarı gibi çift katlıdır. İki ünit zarın arasında bir açıklık (=perinükleer aralık)

bulunur. İç zar düz yüzlüdür. Dış zara ise ribozomlar tutunmuştur. Çekirdek zarında yer yer delikçikler

(porus) gözlenir. Büyük büyültmelerde delikçiklerin açık olmadığı ve bir diyafram ile kapalı

olduğu gözlenir. Delikçikler çekirdek ve sitoplazma arasında seçici madde geçişini sağlar.

Çekirdek sıvısı sitoplazmadan daha yoğun bir sıvıdır. Kromatin ağı ve çekirdekçik arasındaki

boşlukları doldurur.

Çekirdekçik (=nukleolus): Çekirdek içinde sayıları bir veya bir kaç tanedir. Protein sentezinde

görevli ribozomal RNA'nın yapım yeridir. Çekirdekçiğin çevresinde zar bulunmaz. Çok ve

çabuk protein üreten hücrelerde gelişmiş olarak gözlenir. Bazik boyanma özelliğindedir.

Kromatin ağı başlıca DNA (dezoksiribonükleik asit) dan oluşur. DNA protamin ve histon gibi

proteinlerle ince uzun kromatin iplikçiklerini oluşturur. Işık mikroskobunda kromatin iplikçiklerinin

yaptıkları ağ, çok koyu (heterokromatin) ya da çok açık gözlenebilir (ökromatin). Elektron

mikroskobunda kromatin düzenli dağılmış tanecikler olarak belirir. Ayrıntılı incelemelerde ökromatinin,

kromatin tanecikleri seyrek dağıldıkları için açık renkte, heterokromatinin ise kromatin

taneciklerinin bir arada olması nedeniyle koyu renkle görülmektedir.

Metabolizma işlevinin çok hızlı olduğu hücrelerde örneğin sinir hücrelerinin çekirdeklerinde ökromatin

alanları fazla gözlenir.

5. HÜCRE İSKELETİ

Hücre iskeleti, hücrenin tipik şeklinin korunmasında, hücre hareketlerinin yerine getirilmesinde

ve hücre organellerinin hücre içinde yer değiştirmelerinde görev alır.

Mikrotübüller, mikrofilamanlar ve ara filamanlar hücre iskeletini oluştururlar.

Ayrı bir başlık altında topladığımız bu yapıları sitoplazma içinde de anlatmak mümkündür. Hücre

iskeleti unsurları organeller arasında bir çatı oluştururlar. Şekil 2.11'de görüldüğü gibi organellerin

çevresini bir ağ gibi kuşatırlar.

5.1. Mikrotübüller

Mikrotübüller protein yapıda olan, uzun, içi boş silindirik yapılardır. Çapları 24 nm'dir. Başlıca

görevleri hücresel asimetreyi korumak, hücre içi organel iletimine yardımcı olmak, bölünme

olayında kromozom hareketlerini sağlamak ve Golgi kompleksi ile endoplazmik retikulum arasında

materyal iletimini sağlamaktır.

Mikrotübüller bazı kompleks hücre organellerinin yapısına katılırlar. Bunlar hareketli silya

(kinosilya) kamçı (flagella) ve sentriollerdir. Mikrotübüller kinosilya, flagella ve sentriollere özel

bir düzende organize olmuşlardır.

Sentrioller bölünmeyen hücrelerde Golgi kompleksi ile çekirdek arasında çift olarak yer alır.

Sentrozom adını alan bu çift yapı 300-500 nm uzunlukta 150 nm çapında olup, silindirik şekillidir.

Sentrozom hücre bölünmesi sırasında mikrotübüllerin oluşturacağı iğ iplikçiklerinin yerinin

belirlenmesinde rol oynar.

5.2. Mikrofilamanlar

Mikrofilamanlar aktin molekülünden oluşan ipliksi yapılardır. 5-7 nm çapındadırlar. Hücrenin

fonksiyonu ve şekline göre çok sayıda aktin tipi bulunmaktadır. Aynı hücrede de aktin tipinde

çeşitlilik görülebilir. Mikrofilamanlar hücrede ekzositoz, endositoz, hücre göçü gibi hücre zarı

aktivitelerine katılarak, bölünme sırasında hücrelerin ikiye ayrılmasında bölünme noktasında

yüzük oluştururlar. Kas hücrelerinde kasılmayı sağlarlar ve sitoplazmada organel hareketlerine

eşlik ederler.

5.3. Ara Filamanlar

Ara filamanlar mikrotübüller ve mikrofilamanlara benzer şekilde olup 8-10 nm çapındadırlar.

Ara filamanları oluşturan proteinler birden fazladır. Örneğin epitel hücrelerinde sitokeratin bulunuken,

düz kas hücrelerinde desmin bulunur. Bu çeşitlilik kanser araştırmalarında önemlidir.

Ara filamanların bulundukları yere göre çeşitli görevleri vardır. Örneğin epitel hücrelerinde başlıca

görevleri mekanik sağlamlılık kazandırmak, su ve ısı kaybını önlemektir.

Canlı organizmalar hücre adı verilen birimlerden oluşmuştur. Hücreler biraraya gelerek dokuları,

dokular organları, organlar sistemleri geliştirirler. Organizmada şekil, çoğalma, yaşam süreleri,

büyüklük ve işlevleri yönünden farklı hücre tipleri bulunur. Bütün hücrelerin kimyasal bileşimi

su, proteinler, lipidler, karbonhidratlar ve elektrolitlerdir. Doğada bulunan elementlerin

az bir kısmı organizmada sürekli olarak bulunur ve temel yapı taşı görevi yapar.

Hücre hücre zarı, sitoplazma ve çekirdek olmak üzere üç temel yapıdan oluşur. Hücre zarı,

hücrenin dış sınırını oluşturarak hücreye şekil kazandırır. Sitoplazma, çekirdek ve hücre zarı

arasında hücre organellerinin yer aldığı kısımdır. Hücre organellerinin arasını doldurur. Hücre

Özet

organellerini endoplazmik retikulum, ribozom, Golgi kompleksi, lizozom, peroksizom, mitokondriyon

ve sentrozom olarak belirtebiliriz. Sitoplazmada bu organellerden başka hücre iskeleti

olarak incelediğimiz mikrotübüller, mikrofilamanlar ve ara filamanlar ile paraplazmik maddeler

bulunur. Çekirdek ise hücrenin işlevlerinin kontrol edildiği ve kalıtım materyalinin bulunduğu

organeldir.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

SİTOPLAZMA

22/5/2008 -Kategori: sitoloji

3. SİTOPLAZMA

Hücre zarı ve çekirdek arasında yer alan sitoplazma saydam, jel kıvamında madde ve bu madde

içinde yüzen şekilli unsurlardan oluşmuştur.

Sitoplazmayı oluşturan yapılara aşağıda olduğu gibi değişik isimlendirmeler yapılır:

-Esas plazma (Hyaloplazma): Sitoplazmada hücre organelleri arasındaki sıvıdır. Bu sıvı bütün

hücrelerde bulunur. Protein, su, enzimler, hormonlar, mineraller, yağlar ve karbonhidratlardan

oluşmuştur.

-Metaplazma: Hücrenin fonksiyonu için ortaya çıkan kalıcı fibril şeklindeki yapılar (hücre iskeleti)

metaplazmayı oluşturur.

-Öplazma: Sitoplazmada geçici olarak belli dönemlerde oluşan yapılara verilen isimdir.

Hücre bölünmesi sırasında ortaya çıkıp sonra yok olan mitoz mekiğini, öplazmaya örnek olarak

verebiliriz.

-Paraplazma: Hücrede hayat olayları devamlılık gösterir. Bir kısım maddeler sürekli olarak yapılır,

parçalanır ve canlı maddelerin yapısına katılır. Bazı maddeler ise hücre içinde depo maddesi

gibi bulunurlar.

Hangi yapılar hücrede paraplazmik maddelerdir?

Besin maddeleri, salgı granülleri ve pigmentler hücre içindeki paraplazmik maddelerdir.

Sitoplazmada şekilli unsurlar olarak isimlendirilen yapılardan hücre organellerini, endoplazmik

retikulum, ribozomlar, Golgi kompleksi, lizozomlar, peroksizomlar, mitokondriyonları sırası ile

ayrıntılı olarak inceleyelim.

3.1.Endoplazma Retikulumu ve Ribozomlar

Endoplazma retikulum elektron mikroskobu araştırmalarının ortaya çıkardığı organellerden birisidir.

Granüllü ve granülsüz olmak üzere iki tipi bulunur.

Granüllü endoplazma retikulumu membranına düzenli aralıklarla ribonükleoprotein parçacıkları

(=ribozom) dizilmiştir. Ribozomlar tübülüslere tanecikli bir görünüm kazandırırlar.

Ribozomların varlığı granüllü endoplazmik retikuluma bazik boyanma özelliği kazandırır.

Büyük büyülmelerde, endoplazma retikulumu ince tüp şeklinde zarsı yapıların sık sık dallanmalar

göstererek birbirleri ile ağızlaştığı ağ şeklinde düzenlenen bir sistem olduğu gözlenir. İnce

tübüller kimi yerde genişleyerek kese şeklinde görülür. Tübüllerin içi sıvı ile doludur.

Granüllü endoplazma retikulumu hücrenin protein yapımı ile görevli organelidir. Protein sentezini

yapan mikromakineler ribozom tanecikleridir.

Ribozomlar, %65 RNA ve %35 proteinden oluşmuş yuvarlak yapılardır. 120-200 oA büyüklüğündedirler.

Hücrede ya endoplazma retikulumu membranına tutunmuş ya da serbest tanecikler

halinde bulunurlar. Serbest ribozomlar genellikle hücrenin kendi gereksinimi olan hücre

içi proteinleri üretirler.

Granülsüz endoplazma retikulumu granüllü tipe oranla daha ince membranı olan kısa tübülüslerden

oluşur. Asidofilik boyanma özelliği gösterirler. Granülsüz endoplazma retikulumunun

görevleri çeşitlidir. Steroid hormon salgılayan hücrelerde iyi gelişmiştir. Çizgili kaslarda kasılma

olayını, kolesterol ve safra yapımını, ilaçların veya zehirli maddelerin olumsuz etkilerinin

yok edilmesi gibi değişik metabolizma olaylarını düzenler. Bu önemli görevlerini yerine getirebilmek

için ise kırktan fazla sayıda enzim içerirler. Enzimlerin aktiviteleri ırklara, topluluklara ve

bireylere göre farklılık gösterir.

İlaçlara dayanıklılığın ve yan etkilerin her birey için değişik olmasının nedeni bu şekilde açıklanmaktadır.

Endoplazma retikulum granüllü ve granülsüz şekli aynı hücrede bulunabilir (Şekil 2.3). Bu organel

hücrede sentezi yapılan ürünlerin depolandığı ve gidecekleri yönleri gösteren adresler

kazandıkları yer olarak bilinir.

3.2.Golgi Kompleksi

Golgi kompleksi, Golgi apparatus ya da Golgi cisimciği olarak da isimlendirilir. Hücrede çekirdeğin

yakınında bulunan yassı keseler ve bunlara eşlik eden veziküllerden oluşmuştur . Eritrositler ve keratinize epitel hücreleri hariç tüm hücrelerde bulunur. Golgi kompleksinin

boyutları hücre tipine ve salgı aktivitesine göre değişir. Bazı hücrelerde büyük bir tane bulunuyorken

bazı hücrelerde birbirine bağlı çok sayıda (=karaciğer hücresinde en fazla 50 tane) Golgi

kompleksi bulunur.

Elektron mikroskobi incelemelerinde golgi kompleksini oluşturan

yassı keselerin orta kısımlarının basık kenarlarının biraz genişlemiş olduğu gözlenir.

Yassı keselerin içi sıvı ile dolu olup düz değil hafif eğilimlidirler. Bu şekilde konveks ve konkav

iki farklı yüz ortaya çıkar. Konveks yüze, giriş yüzü ya da şekillenme yüzü (=cis), konkav yüze

ise çıkış yüzü ya da olgunlaşma yüzü (=trans) ismi verilir.

Granüllü endoplazma retikulumunda sentezlenen ürünler taşıyıcı veziküller aracılığı ile Golgi

kompleksinin şekillenme yüzüne gelir. Belli işlemlerden geçirildikten sonra ise olgunlaşma yüzüne

ulaşarak ürünler cisimciği terkederler. Giriş yüzü endoplazma retikulumu ile ilişkilidir. Çıkış

yüzü ise materyalin iletileceği yöndedir. Proteinler ve lipidler Golgi kompleksi lümenine giriş

yüzünden zar kaynaşması sonucu girerler, daha sonra çıkış yüzüne doğru ilerleyerek bir ol-

gunlaşma süreci geçirirler . Ürünler modifiye edilerek bir kesecikten diğerine aktarılır. Çıkış yüzüne

ulaşan ürünlerin özel işaretlemeleri yapılmıştır. Hücre içine bakıldığında en az 10 farklı

türde taşıyıcı veziküle rastlanır. Bu veziküllerin üzerinde moleküler adresler bulunmaktadır.

Moleküler adreslere sahip ürün, dış ortama, lizozoma ya da hücre içine doğru gönderilir.

Golgi kompleksinin;

-Endoplazma retikulumda sentezlenen ürünleri tanzim etmek,

-Taşıdığı enzimler nedeni ile sentezlenen ürünlerden bazı çıkarımlar ve eklentiler yapmak,

-Ürünleri konsantre etmek görevleri bulunmaktadır.

Golgi kompleksi bazen şekil değiştirerek yeni bir yapının oluşmasına yol açar. Spermiumun

baş bölgesindeki akrozom adı verilen döllenmeyi kolaylaştıran enzimler bulunduran yapı Golgi

kompleksinin şekil değiştirmesi olayına örnek oluşturur.

3.3. Lizozomlar

Sitoplazma içinde yuvarlak şekilli etrafı zarla çevrili organellerdir. Eritrositler dışında her hücrede

bulunurlar. Lizozomlar içinde düşük pH'da etkili 50 eritici enzim tanımlanmıştır. Enzimler

hücrenin kendi sitoplazmasına zarar vermezler. Ölüm sonrası değişimler lizozom zarının geçirgenliğini

bozar. Enzimler sitoplazmayı eritmeye başlar. Histolojik tespit maddelerinin bu

aşamada kullanıldığını görmüştük. Tespit maddeleri lizozom içi enzimleri makromoleküller halinde

oldukları yere çöktürür. Bu şekilde enzimlerin sitoplazmaya geçişleri engellenir.

Hücre kendi kendini yok eder; başka bir deyişle eritir.

Lizozomlar hücrenin sindirim organeli olarak düşünülebilir. Golgi kompleksinin çıkış yüzünden

ayrılan içi eritici enzimlerle dolu veziküller homojen görünümlü primer lizozomlardır.

Hücre dışından hücre içine fagositoz ya da pinositoz yoluyla alınan yapılar (örneğin bakteri ya

da besinler) sindirilmek istendiğinde, primer lizozom zarı ile bu maddelerin çevrelerindeki zar

kaynaşır. Lizozomlardaki eritici enzimler keseciğin içine akar. sekonder

lizozom (=heterofagozom) adı verilen yeni bir yapı gelişir. Eğer hücre içinde yaşlanmadan

dolayı bozulmuş yapılar varsa aynı şekilde primer lizozomlarca sindirilir. Bu şekildeki sekonder

lizozoma otofagozom adı verilir. Otofagozomların sayısı yaşlılıkta, açlıkta ve doku yaralanmalarında

artar.

3.4.Peroksizomlar (=Mikrocisimler)

Peroksizomlar sitoplazmada çapları lizozomlara yakın yuvarlak şekilli organellerdir. Katalaz,

peroksidaz ve oksidaz enzimleri içerirler. Oksidazlar yolu ile mitokondriyonlar gibi enerji üretirler.

Ancak bir hücrede enerji üretiminin yaklaşık %90'ı mitokondriyonlarda, %10'u peroksizomlardadır.

Diğer enzimlerin işlevleri çeşitlidir. Peroksizomlar hemen bütün hücrelerde bulunurlar.

Metabolik aktivitesi çok olan hücrelerde sayıca fazladırlar.

3.5. Mitokondriyon (=Çoğul ismi mitokondria)

Mitokondriyonlar canlıhücrelerin sitoplazmalarında yavaş hareketleri olan boyları ve şekillerini

değiştiren organellerdir. Zaman zaman bölünebilirler. Genellikle sitoplazma hacminin %25'ini

kapsarlar.

Sitoplazma içinde iki kat zarla çevrilidirler. Işık mikroskobu ile tanecik ya da ipliksi yapılar şeklinde

görülürler. Hücre organelleri içinde en büyük olanlarıdır (0,5-1μ).

Enerji üretimi yapan, ayrıca çok sayıda kimyasal işlemin gerçekleştiği organellerdir. Yiyeceklerdeki

karbonhidratlar, aminoasitler ve yağlar mitokondriyon içinde okside edilerek C02 ve

su ile birlikte ATP şeklinde serbest enerji sağlanır. ATP yaşamsal fonksiyonların hepsinde kullanılan

bir enerji tipidir.

ATP sentezi için birçok enzim gerekir. Bu enzimler mitokondriyon iç ve dış zarı ile, zarlararası

kısım ve matrikste bulunur.

Krista nedir ?

Mitokondriyon iç zarı Şekil 2.9'da görüldüğü gibi matrikse doğru bir takım çıkıntılar yapar.Bu çıkıntılara

krista adı verilir. Kristaların temel fonksiyonu iç yüzeyi artırmaktır. Mitokondriyonlar

genellikle hücrenin belli bölgelerinde birikirler. Bunun nedeni üretilen enerjinin tüketileceği bölgeye

mümkün olduğunca yakın tutulmak istenmesidir.

Mitokondriyonun çoğalma yeteneği hangi özelliğinden kaynaklanır?

Mitokondriyonlar hakkında önemli buluşlardan birisi kendi DNA molekülünün ve ribozom gibi

organellerinin bulunmasıdır. DNA molekülünün nispeten küçük kopyalarını barındırır. Bu organelleri

yardımı ile bağımsız bölünme ve protein sentez etme özelliklerine sahiptir.

Hücreye yönelik olumsuz koşullardan en çabuk etkilenen organel mitokondriyonlardır. Hemen

büyüyüp şişerler.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

Arayan Biyolog

Güncel bilimsel gelişmeler ve olaylar ışığında evrene bakış ve yorumlar.

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro