Turk Bayrağı

YEŞİL ÇAY VE KANSER

22/5/2008 -Kategori: sağlıklı yaşam

YEŞİL ÇAY VE KANSER

Eskiden olduğu gibi 21. yüzyıla girerken de kanser amansız hastalık olma özelliğini devam ettirmektedir. Bilim adamları harıl harıl çalışarak bu hastalığa çare aramaktadırlar. Her yıl yüksek miktarlarda para bu hastalığın tedavisi için harcanmaktadır. Bu hastalıkla ilgili olarak en küçük olumlu bir haber veya yazı dahi birçok insanın ümidini artırmakta ve ilgisini çekmektedir. 'Acaba bir umut var mı?'. 'Bu hastalığın çaresiyle ilgili yeni bir buluş var mı?" şeklindeki sorularla sık sık karşılaşılmaktadır. İşte bu konuda son çıkan yazılardan birisi de yeşil çayın kanserle olan ilişkisidir.

Purdue Üniversitesi'nden Dorothy Morre ve James Morre çifti Amerika'da bir televizyon programında yeşil çayın kanseri önlediği konusunda bir araştırıcı ile yapılan söyleşiyi seyrettikten sonra konu hakkında detaylı araştırma yapmaya karar vermişlerdir. Televizyonda yeşil çayın potansiyel bir antikanserojen etkiye sahip olduğunu dinleyen bu karı-koca çift, konuyu aydınlatabilmek için proje hazırlayıp çalışmaya başlamışlar ve ilginç neticeler elde etmişlerdir. Bu çift Purdue Üniversitesi'nde tıp kimyası ve moleküler farmakoloji dalında profesör olarak çalışmaktadırlar.

Tek başına besin değeri olmayan ve kakao, kahve. tütün gibi uyarıcılar içerisinde yer alan çay hemen her yaştan insan tarafından kullanılan en yaygın içeceklerden birisidir. Theaceae familyasının Camellia cinsinden olan çay, birçok ülkede yetiştirilmektedir. Özellikle Çin, Japonya. Hindistan, Cava, Seylan ve Brezilya gibi ülkelerde yetiştirilen çay bitkisi, ülkemizde Doğu Karadeniz bölgesinde çok miktarda yetiştirilmektedir. 1922-1927 yılları arasında ilk defa Rize'de çay çiftlikleri kurulmuş ve çok hızlı bir şekilde artarak ülke ihtiyacından fazla çay üretilir hâle gelmiştir. Tabiî hâlde 10 metre kadar uzayabilen çay bitkisi, yapraklan, toplanmasının kolay olması için budandığından çiftliklerde boyları 1-2 metre kadardır.

Çay bitkisinin yapraklarından bugün üç çeşit çay yapılmaktadır. Bunlar; siyah çay, yeşil çay ve Oolong çayı (yarı fermente olmuş)' dır. Bütün çaylar aynı botanik kökenli olmasına rağmen yeşil çay diğerlerinden işleme yönünden farklılık gösterir. Siyah çay üretiminde muayyen nem ve 15-30 °C sıcaklıktaki odalarda enzim etkisiyle çay oksidasyona tâbi tutularak yeşil yapraklanıl kararması sağlanır. Bu işlem aynı zamanda fermantasyon olarak da bilinir. Yeşil çay üretiminde ise çaydaki enzimler, kurutma (soldurma) işlemi sırasında etkisiz hâle getirildiklerinden yaprakların kararması önlenir ve yeşil olarak kalır. Çayın bileşimindeki en önemli maddeler kafein ve fenolik bileşiklerdir. Çayda % 4 civarında bulunan (kuru maddede) kafeinin çay demlendiği zaman % 80'i deme geçer. Hem siyah hem de yeşil çayda kafein miktarı aynıdır. Çayın bileşiminde yer alan fenolik bileşikler birçok bileşik grubunu içine alır. Flavanol yapısındaki kateşinler bunlar içerisinde en önemlileridir. Yeşil çayda bu bileşikler tabiî hâldedirler. Siyah çayda ise bu kateşinler enzimlerin etkisiyle (polifeııol oksidaz ve peroksidaz) okside olurlar ve çayın rengi kararır. Çayın anti-kanserojen etkisinin bu bileşiklerden ileri geldiği düşünüldüğünden araştırma kateşinler üzerinde yapılmıştır.

Bay ve bayan Morre, "yeşil çay yapraklarının antikanserojen bileşikler bakımından zengin olduğu ve miktarının vücutta antikanser etkisi yapmaya yeterli olduğunu" belirtmektedirler. Günde en az dört fincan yeşil çay içmek suretiyle bu bileşiklerin kâfi miktarda alınabileceği ve bu suretle kanser hücrelerinin çoğalmasının önlenebileceği veya yavaşlayacağı ifade edilmiştir. Epidemiyolojistler günde 4 fincandan fazla yeşil çay içenlerin genel olarak, kansere yakalanma riskinin daha az olacağını belirtmektedir.

Profesör çift yaptıkları çalışmada bu etkinin nasıl olduğunu araştırmışlar ve bunun çok çeşitli tipteki kanser hücrelerinin yüzeylerindeki bir enzim ile yeşil çaydaki bileşiklerin etkileşmesinden ileri geldiğini belirtmişlerdir. Bu enzim quinol oksidaz veya NOX olarak isimlendirilmektedir. Hücre yüzeyinde birçok fonksiyonun icrasına yardımcı olan bu enzimin hem normal hücrelerin hem de kanserli hücrelerin çoğalması için gerekli olduğu vurgulanmaktadır. Normal hücreler büyüme hormonlarının sinyallerine cevap olarak sadece bölünecekleri zaman NOX enzimi aktivitesini gösterir. Bunun aksine kanser hücreleri NOX enzim aktivitesini nedeni bilinmeyen bir şekilde her zaman gösterme yeteneğindedirler. NOX enziminin bu fazla aktif şekli TNOX (tümörlü enzim) olarak bilinmekte ve uzun zamandan beri kanser hücrelerinin çoğalmasında önemli rolü olduğu kabul edilmektedir. Çünkü ilaçlar TNOX aktivitesini yavaşlatarak kültür içerisinde tümör hücre çoğalmasını bloke etmektedir. Hücre kültürlerinde ve izole edilmiş hücre zarlarında yapılan çalışmalarda 100 kısım suya bir kısım siyah çay katılarak yapılan dilusyonların TNOX enzim aktivitesini yavaşlattığı bulunmuştur. Yeşil çay demlerinde ise bu etkinin 10 ile 100 defa daha fazla olduğu (1/10'luk dilusyonlarda) görülmüştür. Acaba çayın içerisindeki hangi bileşik bu etkiyi yapmaktadır? Profesör Morre ve kocası yeşil çayda tabiî olarak bulunan kateşinlerden Epigallokateşin gallar (EGCg)'ın antikanser etkisini test ettiler. Hücre kültürlerinde ve çözeltiler içerisinde saflaştırılmış NOX enzimi ile yapılan araştırmalarda, düşük dozlarda EGCg'nin kanserli hücrelerdeki TNOX aktivitesini yavaşlattığı, fakat sağlıklı normal hücrelerdeki NOX aktivitesini yavaşlatmadığı bulunmuştur. Araştırmalar aynı zamanda bu bileşiğin (EGCg) laboratuarda insanın kanserli meme hücrelerinin çoğalmasını yavaşlattığı ve öldürdüğünü göstermiştir. EGCg varlığında kanser hücreleri çoğalmamış veya bölünmeden sonra büyüyememişlerdir. Profesör Morre muhtemelen kanser hücrelerinin bölünmek için gerekli minimum ebada ulaşamadıklarını ve programlı hücre ölümlerine duçar olduklarını düşünmektedir.

Kimyevî formülleri şekilde verilen kateşinler yapı olarak çok küçük farklılıklarla birbirlerinden ayrılırlar. 100 gram hazır yeşil çaydan yaklaşık 28,9 g (% 72 saflıkta) ham kateşin karışım elde edilmektedir. Bunun 11,7 gramını Epigallokateşin gallat (EGCg), 3,5 gramını Epigallokateşin (EGC), 3 gramını Epikateşin gallat (ECg) ve 2 gramını Epikateşin (EC) meydana getirmektedir. Bu çalışma ile kanserli hastalar için yeni bir ümit ışığı belirmiştir. Ancak her şey tamamen aydınlanmış değildir. Çalışmayı yapan araştırmacılar da, yeni ilâve çalışmaların gerekli olduğuna inanmaktadırlar. Ancak yeşil çaydaki Epigallokateşin gallat (EGCg)' in TNOX aktivitesini azalttığı ve sonunda kanserli hücreleri öldürdüğünü bilmenin şimdilik yeterli olduğunu söylemektedirler. Bundan sonra herhalde yeşil çay önem kazanacak, siyah çaydan yeşil çaya doğru artan bir meyil olacaktır dîye düşünülebilir. Belki de tavşan kanı diye tabir ettiğimiz çayları bulamayacak ve özlemini çekeceğiz. Ne dersiniz?

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır
« Önceki - Sonraki »

Arayan Biyolog

Güncel bilimsel gelişmeler ve olaylar ışığında evrene bakış ve yorumlar.

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro