Turk Bayrağı

YERALTININ ÇIPLAK İŞÇİLERİ; KÖSTEBEKLER (Heterocephalus glaber)

22/5/2008 -Kategori: zooloji

YERALTININ ÇIPLAK İŞÇİLERİ; KÖSTEBEKLER (Heterocephalus glaber)

Doğu Afrika'nın sert topraklarında, uzunlukları kilometrelere varabilen dar tünellere rastlanılır. Bu tünelleri kazan hayvanları ilk görüp tarif edenler, onları kılıç kadar keskin dişleri olan sosislere benzetmişlerdir. Bugün bizler bu hayvanları kılsız veya çıplak köstebekler (Heterocephalus glaber) olarak adlandırıyoruz. Bu çıplak, pembemsi ve keskin dişleri olan kemirgenler sadece görünüş olarak değil aynı zamanda hayat tarzları ile de tabiat bilimcilerinin ilgisini çekmişler ve hâlâ da çekmektedirler. Bu hayvanların hayat şekli memelilerden daha ziyade sosyal böceklere benzemektedir. Kılsız köstebekler eusociality olarak bilinen "gerçek bir sosyal hayat biçimi" gösterirler. Bu tip eusociai hayat biçimi sergileyen canlıların üç temel özelliği bunlarda da vardır: 1. Gruplar hâlinde beraberce yaşarlar. 2. Grup üyelerinin sayısı birkaç düzineden yüzlere kadar ulaşabilir.

3. Üreme hâdisesi grup içinde sadece bir veya ençok birkaç üyeye ait bir Özelliktir ve doğan yavrular diğer üyelerce sanki kendi yavrularıymış gibi korunur ve gözetilirler. 1980'li yıllara gelinceye kadar bilim adamları eusociality dediğimiz hayat şeklini sadece bal arıları ve termitler gibi böceklere ait bir hayat tarzı olarak kabul ediyorlardı.

1981 yılında kılsız köstebeklerin hayat şekillerinin keşfi ile bu anlayış kökten bir değişikliğe uğradı. Bu hayvanların bilim adamlarınca tespit edilmiş, bazı özellikleri çok kişinin ilgisini çekecek mahiyettedir.

Çıplak köstebekler, gruplar hâlinde yaşayan ve ancak grup içerisinde üreyebilen. sadece bir veya birkaç dişi üyeye sahip hayvanlardır. Grup üyelerinin sayısı 75 ile 80 civarında olabileceği gibi bazen 250'ye kadar da varabilir. 26 farklı grup arasında yapılan araştırmalarda dişi üye sayısına nazaran 1,4 kat daha fazla erkek üye olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca dişi üyeler arasında üreme her dişiye ait bir özellik değildir. Bu sayede köstebeklerin nüfusu çok mükemmel bir sistemle kontrol edilir. Bu öyle bir sistemdir ki, asla zayıf ve âciz, ilimden yoksun köstebeklerin kendisine verilemez. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki sunî lâboratuar ortamında (sunî tünellerde) yaşatılan gruplardan % 89'u ve tabiî tünellerde yaşayan gruplardan % 93'ü. üreyebilme kabiliyetine sahip sadece tek bir dişi üyeye sahiptir. Bu üye grubun kraliçesidir. Kraliçe sağ olduğu müddetçe diğer dişi üyeler doğum yapamazlar. Eğer kraliçe herhangi bir sebepten dolayı ölecek olursa, bilemediğimiz bir mekanizmayla harekete geçen hormonal değişiklikle, dişi üyelerden birisinin üreme organı gelişir ve kraliçenin yerini alır. Kraliçenin yılda dört veya beş defa hâmile kalarak doğum yapması mümkündür. Doğum başına ortalama yavru sayısı, grubun işçi ihtiyacına bağlı olarak çok mükemmel bir âhenkle değişir. Yaklaşık doğum başına ortalama 14 yavru düşer. Gözlemler sırasında bilim a-damları gruplar içerisinde bir kraliçenin bir doğumda 27 yavruya kadar doğurabildiğini ve bir yılda tam beş doğum yaparak gruba 108 yeni işçi üye kattığını tespit etmişlerdir.

 

Çıplak köstebeklerin diğer bir özelliği de kılsız olmalarına rağmen vücut sıcaklıklarını çevre sıcaklığına göre ayarlamaları için çok hesaplı bazı davranışlar göstermeleridir. Yaşadıkları yer altı ortamlarının sıcaklığı genelde fazla değişmez. Yerin yaklaşık 50 cm altında kazdıkları tünellerin sıcaklığı 30 °C civarındadır. Vücut sıcaklıklarını belli bir ısıda tutabilmek için kışın tıpkı koyunlar gibi bir araya gelerek ısılarını muhafaza etmeyi öğrenerek dünyaya gelirler. Köstebekler muazzam kazıcılardır. Yaklaşık bir ay içerisinde bir grubun 200 metre uzunluğunda bir tünel kazabildiği tespit edilmiştir. Bu tünelin kazısı sırasında yaklaşık 350 kilogram toprağın 40 farklı tünel ağzından dışarı boşaltıldığı gözlenmiştir. Tünellerin toplam uzunluğu üç kilometre civarında olup 20 adet futbol sahasının kaplayabileceği bir alana yayılmıştır. Tünellerin kazımı akıl almaz bir iş birliği ile yapılır. Hayvanlar tünel içerisinde birbiri ardınca dizilirler. Grubun en kuvvetli iki üyesi sıranın en başında ve en sonunda yer alır. En baştaki üye toprağı kazmakla görevlidir. Sıradaki diğer üyelerse ayaklarını kullanarak toprağı geri itelerler. Sıranın en sonundaki üye toprağı çok güçlü bir ayak hareketi ile dışarı boşaltır. Tünel kazılmasının birinci sebebi kendilerine yuva inşa etmek, ikinci sebebi de yiyecek bulabilmektir. Bu hayvanlar şeker ve nişasta muhteviyatı yüksek olan bitki köklerini yiyerek beslenirler. Su ihtiyaçlarını da bazı bitkilerin köklerinde depoladıkları sudan giderirler.

İnsanları idare eden liderlerin en önemli özelliklerinden birisi kişileri gücüne ve kabiliyetine göre uygun bir işte istihdam etmektir ve çoğu idareciler bu işi başaramazlar. Bu akılsız ve şuursuz hayvanlarda ise işler, erkek ve dişi üyelerin gücüne ve kabiliyetine göre paylaştırılır. Doğurgan olmayan dişi üyelerin temel vazifesi yeni doğmuş yavruların temizlenip beslenmesine yardımcı olmaktır. Aynı zamanda bazı dişilerin tünellerin korunmasında görev aldığı da görülmüştür. Güçsüz ve küçük üyeler çoğunlukla tünellerin muhafaza edilmesinde, toprak taşınmasında, yiyecek naklinde ve tünellerin temizlenmesinde görev alırlar. Büyük ve güçlü üyeler vakitlerinin çoğunu dinlenerek ve uyuyarak geçirirler, ilk bakışta bu bir adaletsizlik gibi görünse de yapılan çalışmalar güçlü hayvanların grubun dışa karşı savunmasında görev aldığını göstermiştir. Meselâ, kılsız köstebeklerin bir numaralı düşmanı olan bir yılan tünele saldıracak olsa güçlü ve yapıca büyük olan köstebeklerin ön plâna çıkarak yılanın tünele girmesini önlediği ve güçlü ayaklarını kullanarak toprağı sanki bir bomba misali yılanın yüzüne püskürterek yılanı tünelin dışına çıkmaya zorladığı gözlenmiştir. Ayrıca, büyük köstebeklerin gruplar arası kavgalarda da ön plânda oldukları görülmüştür.

Köstebekler arası iletişim, grubun birliği ve sistemin ahengi için oldukça gereklidir. İletişim temelde kimyevî olarak, dokunarak ve sesle olmak üzere üç tip sinyal ile sağlanır; bilim adamları sadece kraliçenin yaklaşık 17 farklı ses tonu kullanarak grubu savunma yapmaya, saldırmaya veya çalışmaya davet ettiğini tespit etmişlerdir. Bazen grup içinde üyeler arasında anlaşmazlıklar çıktığı gözlenir. Bu tip anlaşmazlıklar genelde kraliçenin müdahalesi ile sona erer. Kraliçe grup içerisindeki en aktif ve en korkulan üyedir. Gruptaki tembel olan üyeler çoğu zaman kraliçe tarafından itilerek ve ısırılarak çalışmaya sevk edilir. Özellikle yeni yiyecek kaynağı tespit edildiğinde kraliçenin sertliğinin daha da arttığı görülür. Sanki yiyecek temini için çalışmak varken oturmak da ne oluyor dercesine. tembel üyeleri yeni bulunan kaynaklar üzerinde çalışmaya sevk eder.

Bu hayvanların diğer bir ilginç özelliği de başka gruplardan gelip de gruba katılmaya çalışan üyelere hoşgörü göstermeyişleridir. Eğer başka bir grup üyesi diğer grubun tünel sistemine girecek olursa, hemen itilip kakılarak tünel dışına çıkarılır. Eğer farklı iki grubun kazdıkları tüneller bir noktada çakışacak olursa, gruplar arasında büyük bir çatışma olur ve tünellerin arası toprakla doldurulup kapatılana kadar bu çatışma devam eder.

Bilim adamlarınca bu hayvanlar üzerinde yapılan yoğun çalışmalar devam etmektedir. Daha nice bilinmeyenleri içinde barındıran hayvanlar âlemindeki davranışlar, her keşifle bizleri bir kez daha büyülemekte ve yeni yeni düşüncelere sevk etmektedir.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

TON BALIĞI: HIZLI YÜZMEK İÇİN ÖRNEK BİR TASARIM

22/5/2008 -Kategori: zooloji

TON BALIĞI: HIZLI YÜZMEK İÇİN ÖRNEK BİR TASARIM

Hareket hâlindeki bütün cisimler, içerisinde bulundukları akışkan ortamın uyguladığı sürtünme kuvvetine (sürüklenme kuvveti) maruzdurlar. Bu ortam hava veya su olabilir. Yoğun ortam olan sudaki hareket, çok az yoğunluktaki havaya göre daha zordur. Sürüklenme kuvvetinin hızın karesi ile doğru orantılı olarak artmasından dolayı, az yoğun ortamlarda bile, yüksek hızlarda bu kuvvet oldukça tesirli olmaktadır. Eskiye nazaran hızları artan otomobillerde, aerodinamik tasarım daha önemli hâle gelmiştir. Yeni modellerde sürüklenme kuvvetini azaltacak geometriler seçilmektedir. Tren, uçak gibi diğer vasıtalar için üretilen yeni tasarımlarda da aynı prensip gözetilmektedir.

Bütün ideal şekillerin sonsuz bir ilim ve kudretin eseri olarak sadece tabiatta bulunduğuna inanan, idealist mühendisler, hızlı hareket kabiliyetine sahip bütün canlılarda, benzer şekilde sürüklenme kuvvetini minimuma indirecek tasarımların seçildiğini fark etmişlerdir. Bu tasarımlar o kadar mükemmeldir ki, birçok şeklin seçilme gayesi yeni yeni anlaşılabilmekte ve bu tespit edilen bilgilerin teknolojiye aktarımı için yoğun çalışmalar yürütülmektedir.

Yukarıdaki kısa bilgilerin ışığında, ton balığının mükemmel tasarımı üzerinde biraz daha geniş duralım: 3,5 m uzunluğa ve 600 kg'ı aşkın ağırlığa ulaşabilen bu balık, 38 km / saat gibi su ortamında çok yüksek sayılabilecek bir hıza ulaşabilmekledir. Balığın bütün vücudu, bu özelliği destekleyebilecek şekilde sonsuz bir ilmin eseri olarak tasarlanmıştır.

Ton balığının gözleri kafa yüzeyi ile aynı seviyede olup çıkıntı oluşturmamaktadır. Bu da sürüklenme kuvvetini azaltmaktadır. Diğer balıklar, çenelerini açarak suyu içeri emer ve ağızlan kapalı vaziyette suyu sıkıştırarak solungaçlarından geçirir ve oksijen temin ederler. Ton balığı ise. hızlı yüzebilmek için hareketsiz kafatasına sahiptir. Suyu ememediği için ağzı açık durmak zorundadır. Böylece, hızla yüzerken su, solungaçlara çarparak geçer ve ton balıkları, ihtiyaçları olan oksijeni böylece almış olurlar. Bu özellik bazı köpekbalıklarınınki ile aynıdır. Eğer ton balığı çok yavaş yüzerse boğulabilir; çünkü yavaş yüzmesi durumunda ağızdan giren taze oksijenli suyun miktarı azalacağından balığın solungaçlarından kanına yeteri kadar oksijen girişine kâfi gelmez. Ancak hızlı yüzdüğü ve ağzından devamlı olarak oksijenli temiz su girdiği takdirde gerekli oksijeni alabilir. Nitekim, araştırmacıların Bahama'da işaretledikleri bir balık, 50 gün sonra 6.200 mil katetmiş olarak Norveç kıyılarında yakalanmıştır.

Ton balığının solungaçları, hızlı yüzerken gerekli miktarda oksijeni alabilmesi için kılcal damarlarla doludur ve aynı büyüklükteki soğukkanlı balıklara göre 10 kat daha büyüktür. Hemen bütün balıkların kalbi sabit hızla atar. Ton balığının kalbi ise memelilerde olduğu gibi hızlanarak atabilir.

Hızlı yüzerken, sürüklenme kuvvetini azaltmak için sırt yüzgeçlerini katlayarak sırtındaki yarığa yerleştirir. Avına yaklaştığında ise. daha iyi manevra yapabilmek ve yavaşlayarak dengeyi sağlayabilmek için bu yüzgeçleri ortaya çıkarır. Yağmur damlasına benzer şekildeki gövde tasarımı, hareket sırasında sürüklenme kuvvetini azaltır.

Balığın gövdesinin arka alt kısmında ve üstünde, pinnül adı verilen küçük çıkıntılar vardır. Bu çıkıntılar küçük türbülanslar oluşturarak sürüklenmeyi azaltır. Otomobillerin arka kısımlarında, benzer bir mantıkla çıkıntılar konarak türbülans olması sağlanır. Balığın kuyruğunun, kırlangıçlarda olduğu gibi ay şeklinde yaratılmış olması da, verimi artırmaktadır.

Balığın dış gövdesi hızı artıracak bütün özelliklerle teçhiz edildiği gibi, iç yapısı da bu amaca uygun tasarlanmıştır. Ton balığı, kaslarını, ince kılcal damarlar sayesinde sıcak tutar.

Yüzeyden soğuk kan taşıyan damarlar ile iç bölgelerden sıcak kan taşıyan damarlar birlikte yan yana uzanırlar. Böylece içeri doğru gelen soğuk kan. içeriden gelen sıcak kan ile ters akım prensibine göre verimli olarak ısıtılır. Beyin ve diğer organlar da benzer şekilde ısı kaybını önleyici aynı prensiple çalışan kan damarları ağı ile sıcak tutulurlar. Böylece balık buzlu kuzey Atlantik sularında bile problemsiz bir şekilde hayatiyetini devam ettirir.

Ton balığının kaslarının koyu kırmızı rengi miyoglobin molekülünden kaynaklanmaktadır. Hemoglobinin oksijeni kanda taşıması gibi, miyoglobin de kas dokusunda oksijeni depolar. Bu ek kaynak, balığın daha hızlı yüzmesini sağlar. Hemen bütün balıklar, vücutlarını sağa sola eğerek yüzerler. Ton balığı ise vücut olarak rijittir (deforme olmayan). Balığın kaslarındaki kuvvet, birbiri ardına bağlanmış tendonlarla kas demetlerinden kuyruğa aktarılır ve sadece kuyruk çok güçlü bir şekilde hareket eder.

Görülüyor ki bir balığın hızlı yüzebilmesi için. hem iç hem de dış tasarım ile ilgili birçok özelliğin bir arada olması gerekmektedir. Bütün bu özelliklerin bir plân ve program dahilinde olmayıp tesadüfi olarak bir araya gelmesi fikrini savunabilmek mümkün değildir.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

Arayan Biyolog

Güncel bilimsel gelişmeler ve olaylar ışığında evrene bakış ve yorumlar.

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro